Kurban Bayramı

Kurban Bayramı Müslümanlıkta Anlam Yüklü Gün

Hz. İbrahim, neden oğlu olursa onu Allah’a kurban etmeyi adamış?

Hz. İbrahim, neden oğlu olursa onu Allah’a kurban etmeyi adamış?

Kurban Bayramı, Müslümanlar için özel anlam taşıyan ve her yıl kutlanan bir bayramdır. İslami takvime göre her yıl 10. veya 11. ay olan Zilhicce ayının ilk on gününde kutlanmaktadır. Müslümanlar için önemlidir. Çünkü bu bayramın anlamı, Allah’ın ve Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) emirlerini yerine getirmek ve Allah’a yakınlık kazanmak için bir araya geldiği özel bir gündür.

Kurban Bayramı , İslam dininin en önemli iki bayramından biridir. Ve 4 gün sürmektedir. Bu bayramda, Hz. İbrahim’in Allah’ın emriyle oğlu İsmail’i kurban etmeye hazırlandığı sırada Allah tarafından yerine bir koçun konulmasını hatırlamak için kesim yapılmaktadır.

Kurban kesimi, özellikle orta ve üst gelir düzeyine sahip Müslümanlar için oldukça önem taşımaktadır. Kurban, hayvanların belirli bir prosedür çerçevesinde kesilmesi ve etinin belirli paylaşım oranlarıyla toplumda ihtiyaç sahipleri ve yoksullarla paylaşılmasıdır. Bu işlem, İslam dininde bir ibadet olarak kabul edilmekte ve müminlerin Allah’a yaklaşma niyetiyle gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra, yardımlaşma ve dayanışma amacıyla sadaka verme ve fakirleri doyurma gibi eylemler de gerçekleştirilebilmektedir.

Kurban Bayramı’nda camilerde sabah özel bayram namazları kılınır . Ve müminler birbirlerine selam vererek bayramlarını kutlarlar. Bayramın son gününde ise en önemli ibadetlerden biri olan Arafat Vakfesi yapılır.

Arafat vakfesi ne demektir?

“Arafat Vakfesi” terimi, İslam dininde Hac ibadeti sırasında Arafat Dağı’nda gerçekleştirilen bir ritüeli ifade etmektedir. Bu ritüelde, hacılar Arafat Dağı’nda buluşurlar ve bir gün boyunca orada kalırlar. Bu vakit, hacıların dualar ettiği ve tövbe ettikleri bir zaman dilimidir. “Arafat Vakfesi” adı verilen bu ritüel, İslam dini için önemli bir yer tutmaktadır.

Hz. İbrahim, neden oğlu olursa onu Allah’a kurban etmeyi adamış?

Kurban Bayramının önemi, özellikle Hz. İbrahim’in (a.s.) kurban kesme olayına dayanmaktadır. Hz. İbrahim, Allah’ın emri üzerine kendi oğlu İsmail’i kurban etmeye hazırlanmıştır. Ancak, Allah Hz. İbrahim’e, kurban etmek yerine, kurban kesmesi gereken bir koçu göndermiştir.

Kurban Bayramı , bir baba ile oğlunun ürperten, dikkat çeken, sarsan hikâyesidir. Gelin hep beraber hikâyeyi hatırlayalım.

Hz. İbrahim’in hiç çocuğu olmamıştır ve Yaşı 86’ya ulaşmıştır. Bu büyük peygamber davasını ve ailesini devam ettirmek için evlat arzu etmiş ve Allah’tan istemiştir. Ve o arada da “bana bir evlat verirsen O’nu kurban ederim” demiştir. Yüce Rabbimiz, Hacer validemizden Hz. İbrahim’e bir erkek çocuk nasip etmiştir. Bu çocuğa da İsmail ismi verilmiştir.
İsmail 7 yaşına gelince Hz. İbrahim bir rüya görmüştür. Rüyada kendisine evladını kurban etmekle ilgili adağı hatırlatılmıştır. Peygamberlerin rüyaları da vahyin bir türü olarak kabul edilmiştir. Yani rüyaları onları bağlamaktadır.
Hz. İbrahim çaresiz bir şekilde oturduğu Şam’dan Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in yaşadığı Mekke’ye gelir. Ve Niyeti evladını kurban etmektir.

Hz. İbrahim’in oğlunu kesmesine dair bir rüya görmesi ve bu rüyanın gereğini yerine getirmeye çalışması, Kur’an gibi Kitab-ı mukaddeste de yer almaktadır. Affat suresinin 100-113. ayetleri bir kıssaya (hikâyeye) ayrılmıştır.

“İbrâhim dedi ki: ‘Ben, Rabbimin gitmemi emrettiği yere doğru gidiyorum, O elbet bana yol gösterecektir. Ya Rabbî, salih evlatlar lütfet bana!’ Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik.”

“Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona: ‘Evladım, dedi, ben rüyamda seni kurban etmeye giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe!’ Oğlu: ‘Babacığım! Hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!’ dedi.” (Saffat, 37/99-102)

“İkisi de bu şekilde teslim olduklarında, onu tuttu şakağı üzerinde yatırdı. Biz ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Gerçekten rüyayı doğruladın. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık ve kesin, çetin bir imtihandı.’ Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.” (Saffat, 37/103-107)